bolum1Bas
kose1
Film metni

Kentucky’li country müzisyeni Merle Travis, 1940’larda radyo ve stüdyolarda çalıyor söylüyor, Hollywood’un B sınıfı western filmlerinde küçük roller alıyordu. 78’lik plak zamanı. Capitol şirketi ona sözleşme önerdi. “Folk şarkılarından bir albüm yap” dedi. Travis’in parçalarından üçü kömür madencileri hakkındaydı. Babası da madenciydi zaten. Travis, madencilerden duyduğu birtakım deyişleri bir kenara yazmıştı. “Onaltı ton yüklersin, ne geçer eline? Bir gün daha yaşlanırsın, biraz daha borca batarsın, işte bu.” Ya da: “Benim ölmeye imkânım yetmez, ruhum şirket mağazasında rehin.”

okRed

Travis’in "16 Ton" adlı bestesinin nakaratı bu sözlerden oluşuyordu. Albüm 1947’de çıktı, pek ilgi görmedi. 2. Dünya Savaşı ertesinin anti-komünist seferberlik yıllarında, halk şarkıcılarının kömür madencilerinden bahsettiği şarkıların tutmaması belki de normaldi. Capitol şirketinden bir yönetici, Chicago’daki bir radyoda da çalışırken, FBI’dan adamların gelip Travis’in parçalarını çalmasınlar diye kendilerini uyardığını açıklayacaktı.

okRed

Dedesiyle amcası madenlerde çalışmış olduğu için mi parçayla ilgilendi, yoksa içinden bir ses ona “bu parça tutar” diye mi fısıldadı, FBI ne dedi... bilmiyoruz, ama birkaç yıl sonra, yerel televizyon yıldızı Tennessee Ernie Ford bir programında tutup Onaltı Ton’u söyleyiverdi. NBC televizyonuna beş gün içinde 1200 izleyici mektubu yağdı, şarkıyı soruyorlardı. 1955’te Ernie Ford yeni plağını çıkarırken, tuttu, B yüzüne Sixteen Tons’u koydu. Radyolar ısrarla B yüzünü çalmaya koyuldular ve plak bir ayda bir milyon sattı.

Madencilerin trajedisinden bahseden şarkı, Capitol şirketinin tarihinde en hızlı satan plak olmuştu.

Sixteen Tons, 1955 Kasım’ında country müzik listelerinin bir numarasına yükseldi ve on hafta zirvede kaldı. Aralık ayına gelindiğinde iki milyon satmıştı. Böylece bu ana kadar en çok satan parça da oldu. 1956 başlarında genel pop listelerinde de sekiz hafta bir numara kaldı.

1950’lerin Amerika’sı, bize hep savaştan sonra yeniden canlanma, yeni umutlar, danslar güzellikler vesaire zamanı olarak sunulur. Tam da bu yıllarda kapkara kömür madenlerinden ve hayatı karartılmış madencilerden bahseden bir parçanın bu kadar acayip bir başarı elde etmesi ne tuhaftı.

zworykinAynı dönemde Almanya'da, İngiltere'de geliştirilen bilgi ve tekniklerden yararlanmış olsa da, aygıtın "mucidi" diyebileceğimiz Zworykin, "TV dünyası" karşısında en büyük hayal kırıklığını yaşayanlardan biri oldu. "Benim evlâdıma ne yaptılar!" diye yakındı. "Çocuklarıma asla seyrettirmeyeceğim!" Halbuki 1929'da, "elektronik televizyon"unu ilk defa sunarken oraya kısa etekli bir kadın koymalarından, ileride olacakları kestirebilmeliydi.

Başımızı radyo, televizyon ve plak şirketlerinden ABD madenlerine çevirelim: Aralık 1951, patlama, 119 ölü. Şubat 1952, patlama, 6 ölü. Mart 1952, su baskını, 5 ölü. Mart 1953, patlama, 5 ölü. Kasım 1954, patlama, 16 ölü. Ocak 1957, patlama 5 ölü. Şubat 1957, patlama, 37 ölü. Eylül 1957, patlama, 6 ölü. Aralık 1957, dam çökmesi, 5 ölü, patlama, 11 ölü. Ekim 1958, iki patlama, 36 ölü. Ocak 1959, su baskını, 12 ölü. Mart 1959, patlama, 9 ölü. Mart 1960, yangın, 18 ölü... Yok, haydi 60’lara geçmeyelim. Sixteen Tons'u, Tennessee Ernie Ford'un ilk meşhur ettiği haliyle dinleyelim.

okRed

Şarkının başarısını hızla gelişen yeni Amerikan hayat tarzına bağlayanlar da vardı. Bunlar diyorlardı ki: tamam, herkes madende çalışmıyor, patlamalarda ölmüyor, konfor acayip artıyor; ama herkes borçlu. Ve biri çıkıp, ruhunu şirkete rehin vermekten sözedince bu herkese yakın geliyor.

okRed

Şirket demişken, plağı çıkaran Capitol firması, bu parça sayesinde 1955 yılında kârını yüzde 33, satışlarını yüzde 25 artırdı. Cirosu 21 milyon doları geçti. Afilli bir bina yaptırdılar.

Aynı yıl, West Virginia eyaletinde dam çökmesi sonucu ölen maden işçisinin dul karısı ve iki çocuğuna şirket 844 dolar 67 cent tazminat ödemişti.

kentucky

Sixteen Tons'un birkaç yıl sonraki şu hali (burada Ernie Ford'u dansçı kızlar eşliğinde, parçanın "GoGo" versiyonunu söylerken izliyoruz), galiba bahsettiği madencilerin trajedisiyle toplumun gerikalanı arasındaki ilişkiyi hakikate daha uygun yansıtıyordu.

Aslında insanlık tarihi daha uzundur ama burada bu kadarına yer verebiliyoruz.

Ek bilgiler, açıklamalar
travis1
ernieFord1

Şarkıyı Travis (solda) yaptı, şan şöhret Ernie Ford'a kısmet oldu. Travis'in yine madencilerle ilgili, ünlü bir parçası da, "Zindan Gibi Karanlık"tı ("Dark As a Dungeon"). Bu parçayı Travis'den dinlemek isterseniz burayı, Johnny Cash'ten dinlemek isterseniz burayı tıklayın.

mccarthysmGüya aşırı sağ ve aşırı sol faaliyetleri soruşturmak üzere 1937'de kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi, başından beri ırkçı örgüt Ku-Klux-Klan sempatizanlarının yönetimi altındaydı ve esas olarak Amerikan Komünist Partisi'ni hedef almıştı. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra "Amerikan karşıtları" arama tarama işi zıvanadan çıktı. 1953'te, Wisconsinli senatör Joseph McCarthy'nin Senato Soruşturma Komitesi'nin başına geçmesiyle, Holywood'a bile uzanan müthiş bir cadı avı başladı. McCarthy, azıcık sosyal politikalardan yana olan Demokrat Parti'lileri dahi komünistlikle suçlayıp sorguluyordu. Bu dönemden, "McCarthizm" terimi ve utanç verici hatıralar kaldı. Çünkü, böyle durumlarda hep olduğu gibi, komplolar, sinsi planlar, suçlanmasına karar verilmiş kişiler aleyhinde uydurulmuş bağlantılar, insanları birbirini ihbar etmeye zorlama, tehdit, şantaj vs. sözkonusuydu.
tvReklam

Televizyonun yayılışını 2. Dünya Savaşı geciktirdi. Yoksa aygıt 1930'ların sonlarında iyi kötü yapılmıştı. Rusya'dan ABD'ye göçen mühendis ve araştırmacı Vladimir Zworykin, Westinghouse firmasında çalışırken, bütün mesaisini televizyon yapmaya harcıyordu. Patronları ona, "faydalı bir işle uğraşmasını" söylediler. Ancak RCA firmasının sahibi David Sarnoff geleceği görebilen bir kapitalistti ve Zworykin'i alıp önüne paraları döktü. Televizyonun piyasaya çıkması ve her tarafa yayılması büyük savaşın hemen ertesinde oldu. 1960'larda ABD'deki evlerin yüzde doksanına bu aygıt girmişti. Ortaya çıkardığı yeni mesleklerle, programlarla, insanların günlük yaşantısında yarattığı değişimlerle, ideolojisiyle yeni bir dünya yarattı.

compStore

coinAvrupalı sömürgecilerin Güney Amerika'da kurduğu "mita" sisteminde, bütün yetişkin yerli erkekler madende çalışmak zorundaydı, ücretleri parayla değil özel bir markayla ödeniyordu, bununla sadece patrondan alışveriş yapabiliyorlardı. ABD'de 20. yüzyılın epeyce bir bölümünde geçerli olan "şirket mağazası" sisteminde de durum aynıydı.

16 TON / SIXTEEN TONS - SÖZLER

Some people say a man is made out of mud
A poor man's made out of muscle and blood
Muscle and blood, skin and bones...
A mind that's weak and a back that's strong

NAKARAT:
You load sixteen tons, and what do you get?
Another day older and deeper in debt
St. Peter, don't you call me, 'cause I can't go
I owe my soul to the company store

I was born one mornin' and the sun didn't shine
I picked up my shovel and I walked to the mine
I loaded sixteen tons of number nine coal and
the straw boss said, "well bless my soul!"

NAKARAT

I was born one mornin' it was drizzlin' rain
Fightin' and trouble are my middle name
I was raised in a cane-brake by an old mama lion 
Can't no high-toned woman make me walk no line

NAKARAT

If you see me comin', better step aside
A lot of men didn't, a lot of men died
One fist of iron, the other of steel
If the right one don't get you, then the left one will

NAKARAT

sergi1

Film boyunca zaman zaman resim sergilerimiz var. Bu bölümde önce Rosie Little, Mikayla Henderson, Deanie Francis, Hubsky Ivan, Joseph Herman, Elizabeth Olds, Kaziah, Sara Jordan, Gilbert Daykin, Ben Shahn ve Vincent Van Gogh'un resimlerinin bulunduğu salonu geziyoruz. (Solda R. Little, sağda M. Henderson'un madencileri.)